Islahevleri ve cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü durumda bulunan çocukların sosyal ve yasal koşullarının iyileştirilmesi
(Mart 2004-Mart 2005)
“ISLAHEVLERİ VE CEZAEVLERİNDE TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ DURUMDA
BULUNAN ÇOCUKLARIN SOSYAL VE YASAL KOŞULLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ”
PROJESİ DEĞERLENDİRME RAPORU
Islahevleri ve cezaevlerinde kalan, tutuklu ve hükümlü çocukların sosyal ve yasal koşullarının iyileştirilmesi amacıyla uygulamaya konulan bu programın il ziyaretleri aşaması, 26.05.2004 tarihinde Ankara Elmadağ Çocuk Tutukevinde başlayıp, toplam 18 kurumun dolaşılmasıyla 18.12.2004 tarihinde Gaziantep Cezaevine ziyaretle sonuçlandırılmıştır. Bu çalışmada, kurumlarda kalan 1379 erkek, 20 kız çocuk olmak üzere, 1440 çocuğa bu hizmet götürülmüştür.
Bu çalışmanın hedeflerimiz yönünden değerlendirilmesi aşağıdaki gibidir:
PROJEMİZİN 1 NUMARALI HEDEFİ
“Islahevlerinde ve Kapalı İnfaz Kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlü çocukları, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesiyle teminat altına alınan ve yeni yasal düzenlemelerle geliştirilen hakları ile ilgili bilgilendirmek”
Bu hedefimize ulaşmak için, broşürlerden ve konuşmacılardan yararlanılmıştır. Çalışmamız süresince ulaşabildiğimiz tüm tutuklu ve hükümlü çocuklara verilmek üzere Derneğimiz ve Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyeleri işbirliğiyle üç broşür hazırlanmış,
“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ULUSLAR ARASI ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ”
“GÜVENLİK KURULUŞLARINDAKİ İŞLEMLER VE HAKLARIN”
“TUTUKEVLERİ VE ISLAHEVLERİNDE KURALLAR VE HAKLARIN”
konusunda bu üç broşür bir dosya içinde ve birer bloknot ve tükenmez kalemle birlikte çocuklara dağıtılmıştır. Çocuklarla yapılan toplantıda interaktif yöntem kullanılmış, önce broşürler tanıtılmış, daha sonra yaşadıkları süreçler takip edilerek, olan ve olması gerekenler anlatılmıştır.
Bu çalışma süresince aşağıdaki sorunlar tespit edilmiştir:
POLİS YA DA JANDARMADA
Çocuk Polisi Yönetmeliği gereğince 18 yaşından küçük tüm çocukların yakalayan birim tarafından hiçbir işlem yapılmadan Çocuk Polisine teslimi gerekmektedir. Her ilde çocuk polisi bulunmasına karşın, mahalli kolluğun genellikle yakaladıkları çocukları kayda geçmeden gözaltında tuttukları, suçu itiraf ettirinceye kadar kötü muamele ve baskıya devam ettikleri, hatta yasal engel bulunmasına rağmen bu itirafı ifade haline getirildikleri çocuklar tarafından aktarılmıştır. Çocukların ancak bu işlemlerden sonra çocuk polisine teslim edildiği öğrenilmiştir.
Çocuklar karakollarla ilgili ciddi dayak ve kötü muamele şikayetlerinde bulunmuşlardır. Söz konusu şikayetler ayrı bir rapor halinde Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilecektir.
AVUKAT DESTEĞİ
CMUK 135 ve devamı maddeleri uyarınca 18 yaşın altında suç işlediği iddia edilen tüm çocuklara barolar avukat atamaktadır.
Avukatlar çocuğun gözaltına alındığı anda davet edilmelidirler. Yasal olarak çocukların ifadeleri Avukatlarının huzurunda ve C. Savcıları tarafından alınabilmektedir.
Aksi uygulama yasaya aykırı delil toplamaya girmektedir. İfadeler geçersiz sayılmaktadır. Bu uygulamanın temelinde hazırlıkta emniyet güçleri tarafından çocuğa şiddet ve baskı uygulanması iddialarına son vermek yatmaktadır.
Ancak çalışmalar boyunca mahalli polisten sonra en çok yakınılan meslek grubu avukatlar olmuştur.
Baroların CMUK Hizmetini sunarken çok farklı uygulamalar geliştirdikleri, ancak bu uygulamaların ciddi hak ihlallerine neden olduğu da gözlemlenmiştir.
İstanbul ve Ankara Barosu dışındaki barolar kolluk aşamasında karakollara ve çocuk polisine avukat göndermemektedir. Bu nedenle; çocukların göz altı süreleri uzamakta, yakınlarına haber verilmemekte, işkence ve kötü muameleye maruz kalmakta, “İfadeli Yer Gösterme” ve “Canlı Teşhis” tutanaklarının yapılması engellenememektedir.
Düşündürücü bir diğer tespit ise çocuklar için iki tür avukatlığın ortaya çıkmış olmasıdır. Örneğin hakları hatırlatılan ve bu hakları kullanmadığını ileri süren çocuğa “Avukatın yok mu idi?” sorusu yöneltildiğinde tüm kurumlarda ağız birliği yapılmışçasına alınan yanıt;
- “Hayır, avukatım yoktu" olmaktaydı.
- “Nasıl olmaz baro sana avukat atamadı mı?” sorusuna yanıt ise;
- ”Ha, baro avukatı vardı, o bir şey yapmaz” şeklindedir.
Hukuka aykırı tutanakları, örneğin ifadeli yer gösterme tutanaklarını imzalayan avukatların bile bulunduğu, yine çocuklarla yaptığımız söyleşi sırasında tespit edilmiştir. Maddi olanakları olmadığı için özel avukat tutamadıklarını, CMUK avukatları yüzünden tutuklandıklarını düşünenler bile vardı.
Barolar, kolluk ifade alamadığı için karakollara avukat göndermediklerini ifade etmektedir. Bu uygulamanın sakıncaları; çocuklara hakları hatırlatılmamaktadır, hukuk sisteminde yeri olmayan tutanaklar tanzim edilmektedir, olayla ilgili çocukla ön görüşme yapılmadığı için Savcılık aşamasında sıkıntılar yaşanmaktadır, göz altı süreleri hukuka aykırı olarak uzatılmaktadır, işkence ve kötü muameleye anında müdahale imkanı ortadan kalkmaktadır, doktor muayeneleri ve yapılan hazırlık işlemleri kontrol edilememektedir.
DOKTOR MUAYENESİNDE
Doktor muayenesinin yalnız yapılması yasal bir gereklilik olmasına karşın, muayene esnasında kolluk odada bulunmaktadır. Çocuk aynı kolluk refakatinde karakola geri döneceğinden, doktora kötü muameleye ilişkin herhangi bir şikayette bulunamamaktadır. Çocukların kötü muameleye ilişkin şikayetlerini bildirmeleri durumunda ise çoğunlukla ciddiye alınmadığı anlaşılmıştır.
ÇOCUK POLİSİNDE
Çocuklardan edindiğimiz bilgilere göre çocuk polisinin koşullarının diğer karakollara göre daha iyi ve yasal düzenlemelere uygun olduğu belirlenmiştir. Ancak bazı illerde çocuk polisinde de kötü muamele ve şiddet şikayetlerine rastlanmıştır.
MAHKEMEDE
Ziyaret ettiğimiz illerin büyük bölümünde Çocuk Savcılarının ayrılmadığı, müracaat ve suçüstü Savcılarının aynı anda çocuk şüphelilerle ilgili soruşturmaları da yürüttüğü görülmüştür.
Sulh Ceza Hakimlikleri ve Savcılıklarda az da olsa halen avukat hazır edilmeden ifade alındığı, tutuklama sonrası kelepçe takıldığı yine gözlemlediğimiz hukuka aykırılıklardır.
Tutuklama sonrası 3-4 ay boyunca Hakim karşısına çıkamadıkları, bu nedenle yatmaları gereken cezadan çok fazla süre ceza evinde kaldıklarını, yine bu süre içinde avukatlarının görüşmeye gelmedikleri saptanmıştır.
Bu çalışma sırasında tespit edilen bir konu da çocukların yasal kavramları birbirine karıştırdıkları ve bu konuda bilgilendirilmedikleridir.
Çocuk Mahkemesi olmayan illerde, çocuklar, çocuklara yönelik haklardan yararlanmadıklarını zannetmekte, çocuk mahkemesi olmaması dolayısıyla mağdur olduklarını söylemektedirler. Bu görüşe bir açıdan hak verilebilir.
Çünkü bu mahkemelerde psikolog, sosyal hizmet uzmanı gibi uzmanlar bulunamamaktadır.
YARGITAYDA
Yargıtay'da temyiz aşamasında dava dosyalarının çok uzun süre kaldığı, bu süre zarfında tahliyesi gelenlerin bile tahliye olamadıkları, açık kuruma gidebilmek için temyiz haklarından vazgeçtikleri, vazgeçemeyenlerin ise, temyiz sürecinde 18 yaşını doldurduklarından, açık kurum haklarını kaybettikleri yaşanan sorunlar olup, Yargıtay'a giden dosyalar için bir çözüm bulunması gerekmektedir.
CEZAEVİ JANDARMASI
Tutuklanarak cezaevine getirilen çocuklar cezaevinin dış güvenliğini sağlamakla görevli jandarmadan şikayette bulunmuşlardır. Bizlerin de çalışma boyunca gözlediğimiz üzere bu alanda çalışan jandarma erlerinin çocuk konusu ile ilgili herhangi bir eğitimi bulunmadığı gibi kendileri de aşağı yukarı aynı yaş grubuna girmektedir.
Jandarmaya ilişkin olarak, başta kelepçe veya zincir takmak olmak üzere, kötü muamele, hakaret, herhangi bir yetkisi olmaksızın suçunu sormak, cezaevi nakil araçlarında uzun süre yolculuk sırasında su dahi verilmemesi gibi şikayetlerde bulunulmuştur. Bu şikayetler kimi cezaevi yönetimleri tarafından da onaylanmıştır.
CEZAEVİNDE
Doğrudan çocuklara yönelik kurumlarda, yani ıslahevleri ve çocuk tutukevlerinde, yöneticilerin çocuklara yönelik olarak daha fazla kafa yorduğu, çaba harcadığı saptanmış, bu çocukların ifadeleriyle de doğrulanmıştır. Bu konuda eğitim almış yönetimlerde bakış açısının değiştiği, çocuğun yüksek yararı düşüncesinin hakim olduğu gözlenmiştir. Genel cezaevleri veya tutukevleri kapsamında olan çocukların ise sadece bir alt başlık olarak görüldüğü izlenimi edinilmiştir.
Çocuğa yönelik yapılacak her olumlu işin, büyükler tarafından da talep edileceği, kurum olanaklarının buna yetmeyeceği beyan edilmiştir.
Yine büyüklerle aynı kurumda kalan çocuklarda, çocuk koğuşlarının yönetiminin infaz memurluğu düzeyinde takip edildiği saptanmıştır.
Yasada yer alan her çocuğun bir yatağı, yorganı, yastığı, dolabı bulunması gerekirken her yerde bunun sağlanamadığı görülmüştür. Buna gerekçe olarak; kimi zaman maddi olanaksızlıklar, kimi zamanda çocukların eşyaları tahrip ettikleri belirtilmiştir.
Fizik koşulların kurumdan kuruma çok büyük farklılık gösterdiği görülmüştür. Bunda, kimi kurumların dışarıdan bağış alma imkanlarını kullanması, kimi kurumlarda çocuklara gösterilen özenin çocukların etraflarını tahrip etmelerini önlemesi neden olabilir.
Ziyaret edilen kurumların bazılarında kimi çocukların büyüklerin yanında kaldığı saptanmış, buna gerekçe olarak çocuğun baba-ağabey-amca-dayı gibi yakınının da cezaevinde olması ve birlikte kalmak istemesi, kimi çocukların nüfus kağıtlarından farklı olarak gerçek yaşlarının büyük olması, kimi çocukların diğerlerinin üzerinde baskı kurmaya çalışması gösterilmiştir.
Eski Ceza İnfaz Yasası ve eklerinde cezaevlerinde disiplin suçlarının ve bunlara karşılık gelen cezaların açık olmaması nedeniyle, çocukların disiplin cezaları konusunda bilgilerinin yeterli olmadığı gözlenmiştir.
Bazı kurumlarda çocuklar gerek koğuş içinde birbirine yönelik, gerek infaz memurları tarafından olmak üzere kötü muamele, dayak ve falakadan söz etmişlerdir. Bu kurumlara ilişkin bilgiler Adalet Bakanlığına ayrıca bildirilecektir.
Çocuklar arasında bir liderlik sistematiği, sohbet toplantıları sırasında bile hissedilmektedir. Nitekim sorunlarını idareye nasıl aktardıklarını anlatırken, veya bir faaliyetten söz ederken “koğuş mümessili” tabirini kullanmaktadırlar. Bu müessesenin varlığı gerek infaz memurları, gerekse uzmanlar tarafından satır aralarında onaylanmaktadır. Yine koğuşlara yapılan ziyaretlerde, bazen ‘tek bir yatağın' başında fotoğraf, süs, yazı gibi ögeler olmakta, kimi yerde yatağın çevresi kesilmiş çarşaflarla çevrelenmektedir.
Büyüklerle aynı kurumda bulunan çocukların eğitimlerinin ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması pratikte olanaksız görünmektedir. Kurumlarda sadece bir öğretmen, bir sosyal hizmet uzmanı veya psikolog bulunmakta, bu uzmanlar hem idari işlerinin olması, hem de mevcutlar erkek-kadın-çocuk toplamı olarak 1000 civarında olduğundan çocuklara öncelikli olarak vakit ayıramamaktadırlar. Düzenlenecek etkinliklerde çocuklar büyüklerle bir araya getirilemediğinden, özellikle az sayıda çocuk barındıran kurumlarda etkinlikler için yeterli çoğunluğun sağlanamadığı söylenmektedir.
PROJEMİZİN 2 NUMARALI HEDEFİ
“Çocuklara yalnız ve çaresiz olmadıklarını hissettirerek, moral ve psikolojik ihtiyaçlarına yardımcı olmak”
Her biri kendi alanında uzman olan konuşmacılarımız çocuklarla yaklaşık birer saatlik sohbet toplantıları yapmışlardır. Yapılan çalışmalarda en bağlayıcı kriter çocukların eğitim düzeylerindeki farklılıklar olmuştur. Katılımcılar arasında okuma yazma bilmeyenler olduğu gibi, her anlatılanı takip edebilen düzeyde çocuklar olması sohbetlerin seyrini belirlemiştir.
Konuşmacılarımız zaman zaman çocuklarla soru-cevap yöntemiyle ilişki kurmuşlar, kimi kez oyunlar oynatmışlar, kimi kez küçük bilgisayarlı sunumlar yapmışlardır.
Çocuklar büyük oranda sohbetlere katılmışlar, konuşmacıların onları her sahneye çağırışında olaya katılmışlar, sohbet toplantıları genellikle birlikte söylenen türküler veya halaylarla son bulmuştur.
Ayrılırken çocukların bir kısmı memnuniyetini bildirerek tekrar gelmemizi istemişlerdir.
PROJEMİZİN 3 NUMARALI HEDEFİ
“Tahliye sonrası ailesinin yanına dönemeyen veya ailesi olmayan istekli çocuklar için, eğitim bursu ve Ankara'da kalacak yer desteği sağlayan derneğimizin tanıtımını yapmak ve derneğimizle ilişki kurmaları için bilgi vermek”
Ziyaret ettiğimiz her tutukevi ve ıslahevinde çalışmaya başlarken derneğimizin orada bulunuş nedeni anlatılmış ve dosyaların üzerindeki adres bilgilerimiz gösterilerek bize her konuda yazmaları istenmiştir. Ancak burs ve yer desteği konusunda talepleri karşılayamama kaygısıyla, beklenti yaratmamak için bu konulardan bahsedilmemiştir. Çalışma başladığı günden bu yana çocuklardan bize başvurular gelmektedir.
Çalışmanın başından beri derneğimize 23 adet mektupla, 1 adet e-posta ile ve 2 adet telefonla ve 1 adet de tahliye sonrası derneğimize gelerek başvuru yapılmıştır. Bu başvurular, yasal yardım, işkence şikayeti, kıyafet yardımı, teşekkür, sadece mektuplaşma, tahliye sonrası iş, kalacak yer, psikolojik destek konularını kapsamaktadır. Tüm mektuplar yanıtlanmakta, taleplerle ilgili olarak gerekli girişimlerde bulunulmaktadır.
PROJEMİZİN 4 NUMARALI HEDEFİ
“Her ilde kurulu bulunan barolar ve varsa çocuk hakları komisyonları ile önceden ilişki kurarak, onların da bu çalışmada yer alması için gerekli çalışmaları yapmak”
Ziyaret edilen 15 ildeki tüm barolar tarafından görevlendirilen avukat arkadaşlar cezaevi ziyareti ve sunum aşamalarına katılmışlar ve aksayan ve yolunda giden yönleri tespit etmişler ve çalışmanın sürekliliği açısından görev üstlenmişlerdir.
PROJEMİZİN 5 NUMARALI HEDEFİ
“Her İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulması öngörülen Çocuk Şubeleri ile temasa geçerek, çocuklardan alınacak bilgiler çerçevesinde işbirliği olanağı aramak”
Cezaevinde yapılan çalışmadan sonra yerel baro temsilcileri ile birlikte her ildeki çocuk polisi ziyaret edilmiş, izlenimlerimiz kendilerine aktarılmıştır. Ziyaret edilen çoğu ilde çocuk polisi yapılanmasının tamamlandığı saptanmıştır. Ancak uygulamada bu kurumların, öncelikle kaybolan, kaçan, bulunan çocuklarla ilgilendiği, suça karışmış çocukların asayiş kapsamında değerlendirildiği gözlenmiştir.
Ziyaret edebildiğimiz Çocuk Şube Müdürlüklerinin tamamında teşhis odaları bulunmaktaydı. Bu odaların teşhis amaçlı kullanıldığı da yine bizzat kolluk tarafından ifade edildi. Savcıların bu işleme katılmadıkları, bazı Savcıların bu işlemin kolluk tarafından yapılması için yazılı emir dahi verdiklerini öğrenilmiştir.
Kimi Çocuk Şube Müdürlüklerinin yine karakol formatı dışına çıkamadığı, fiziki şartlarının karakollardan farklı olmadığını da tespit edilmiştir. Özellikle yatakhane kısımlarının suça itilmiş çocuklara kullandırılmadığı, sadece kayıp ve buluntu çocuklara açık olduğu görülmüştür.
Çocuklar bazı Çocuk Şube Müdürlüğünde kendilerine yemek verilmediği, yakınlarına haber verilmediği, en iyi şartlarda hakarete maruz kaldıklarını, bazı şubelerde ise işkence yapıldığını, dayak atıldığını şeklinde şikayetlerde bulunmuşlardır. Ancak kimi Şubeler için de olumlu izlenimlerini anlatmışlardır.
Gerek karakolların, gerekse Çocuk Polisinin halen çocuklarla ilgili hazırlık soruşturmasını yapma konusunda ısrarlı oldukları, bu süreçten çıkarılmayı kabullenemedikleri tespit edilmiştir.
Bazı Şube Müdürlüklerinin tabelası dahi olmadığını, sadece karakollardan gelen evraklara aslı gibidir kaşesi vurduklarını, hatta personeli dahi olmadığını da yine ziyaretlerimizde bizzat görülmüştür.
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER
Bu çalışma süresince, benzer konularda sivil toplum örgütlenmesi bulunan illerde, sivil toplam örgütleriyle ilişki kurulmuş, işbirliği olanakları araştırılmış, kimi örgütlerle ortak çalışmalara başlanmıştır. |